S, tradition asserts no more,

HAPELS added to nave, 24 Chapel of S. Catharine, 94 ---- of S.
Clement, 86 ---- of Four

Virgins, 85 ---- of S. Mary Magdalen, 90, 98 ---- of S. Pantaleon, 90
---- of SS. Thomas and Edmund, 85 Chapter House, 27 Choir (exterior),
65-71; interior, 88 Cloister, 62 Consecration, 6, 19 Consistory
Court, 83 Curteys, Bishop, 118 Daye, Bishop, 35, 116 Durnford, Bishop,
85 Fire of 1114, 5; of 1187, 6, 10 Flying buttresses, 15, 57, 66 Font,
85 Gunning, Bishop, 119 Hare, Bishop, 120 Harsnett, Bishop, 35,
118 Hilary, Bishop, 108 Hook, Dean, his monument, 97 Lady-chapel,

9, 26; exterior, 69; interior, 94 Langton, Bishop, 26, 114 Leophardo
(Gilbert de S.), Bishop, 20, 26, 70, 112 Library, exterior,

71; interior, 94 Luffa (Ralph de), Bishop, 5, 8, 107 Manning,
Cardinal, 92 "Maudde," inscribed monument to, 98 Moleyns, Bishop, 115
Monuments in nave, 85; in transepts and choir,

96 Nave, exterior, 53, 73; interior, 81 Neville, Bishop, 20, 23, 110
Organ, 40, 88 Otter,
Bishop, 121 Paintings on the walls, 41; on the vaults, 46; Bernardi's,

34, 90; Miss Lowndes', 91 Porch, west, 53; south, 59; north, 76
Presbytery constructed, 17 ---- interior, 92 Pulpit, 85 Rede
(William), Bishop, 30, 114; Robert, 114 Reformation, 34, 36 Reredos,
ancient, 28, 43, 47; modern, 88 Rood-screen, 85 Roof, 56 Sacristy,
61, 90 Sampson, Bishop, 116 Sculptures, romanesque, 96 See, transfer
of, 4, 5, 8; foundation of, 101 Seffrid d'Escures, Bishop, 108 ----
II., Bishop, 19 Selsea, carved panels from, 96; church at, 103;
bishops

Devlet oğlumun hesabını sorsun

Şehit binbaşının annesi Şükran Işık (84), yıllar sonra suskunluğunu bozdu. Evlat acısının hiçbir şeye benzemediğini gözyaşlarıyla anlatan acılı anne, "Bitlis Paşa ve oğlum suikasta kurban gitti. Devlet bunun hesabını sorsun." çağrısında bulundu. Şükran Hanım, suikasta ilişkin JİTEM'in kurucusu tutuklu Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan'a ait ses kayıtlarını ise ürpererek dinlediğini söyledi. Uçak düştükten sonra olay yerinde ilk incelemeyi yapan dönemin nöbetçi savcısı Albay Hasan Tüysüzoğlu'nun yaptığı 'Eşref Bitlis öldürüldü.' açıklamasını Zaman dün manşetten duyurmuştu.

Fahir Işık'ın dayısının oğlu İbrahim Toker (33) de devletin içinde çöreklenmiş bazı kişilerin, kendi menfaatleri doğrultusunda bu suikastı yaptıklarını öğrendiklerini söyledi. Devletin bir kurumunun, Jandarma genel komutanı ve onunla birlikte bulunan askeri personelin ölümüne sebep olmasına bir türlü anlam veremediğini belirten Toker, "Devletin bir kurumu, diğer kurumunun en başındaki insana suikast düzenliyor. Buna sadece vahşet diyebilirim. Sorumlular muhakkak cezalandırılmalıdır." dedi. Dayısının ölümünün ardından ortaya bazı iddiaların atıldığını belirten İbrahim Toker, ilk defa bu kadar ciddi bir kanıtın kamuoyunda duyulduğunu söyledi. Bundan önce de benzer ses kayıtlarının ortaya çıktığını ve yalanlanamadığını hatırlatan Toker, "Biz yıllarca dayımın kaza sonucu şehit olduğunu düşünürken bir anda suikast sonucu öldürüldüğünü duydum. Ses kaydının internete düştüğünü duyunca hemen tıkladım ve tüylerim ürpererek dinledim. Devletin bize borcu var, suçlulardan hesap sorsun." dedi.

Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in de içinde bulunduğu Beechcraft B200 King Air tipi çift motorlu uçak, 17 Şubat 1993'te düştü. Uçakta Orgeneral Bitlis ve yaveri Piyade Binbaşı Fahir Işık'ın yanı sıra çok sayıda askeri personel bulunuyordu. Bu olayın üzerinden 17 yıl geçtikten sonra JİTEM'in kurucusu olduğu belirtilen ve halen Ergenekon terör örgütü davasında tutuklu yargılanan emekli Albay Arif Doğan'a ait olduğu belirtilen bir ses kaydı, gündemi sarstı. Doğan, Bitlis'e suikastı JİTEM komutanlarından Cem Ersever'in düzenlediğini öne sürerek, "Ben destek vermezsem ....(nahh) öldürürlerdi." diyor.

ZAMAN

Ered with his whims. Louise was at first quite interested in

Utenberg-tm web site (www.gutenberg.net), you must, at no additional
cost, fee or expense to the user, provide a copy,
a means of exporting a copy,

or a means of obtaining a copy upon request, of the work in its
original "Plain
Vanilla ASCII" or other form. Any alternate format must include the
full Project Gutenberg-tm License as specified in paragraph 1.E.1.
1.E.7. Do not charge a fee for access to, viewing, displaying,
performing, copying or distributing any Project Gutenberg-tm works
unless you comply with paragraph 1.E.8 or 1.E.9. 1.E.8. You may charge
a reasonable fee for copies of or providing access to or distributing
Project
Gutenberg-tm electronic works provided that - You pay a royalty
fee of 20% of the gross profits you derive from the use of Project
Gutenberg-tm works calculated using the method you already use to
calculate your applicable taxes.
The fee is owed to the
owner of the Project Gutenberg-tm trademark, but he has agreed to
donate royalties under this paragraph to the Project Gutenberg Literary
Archive Foundation.

Royalty payments must be paid within 60 days following

Do you accep

And send on the money at once. I'll put up a warehouse as big as the
Capitol at Washington, store it full and ship to your orders as the
Southern market may require. I can send it

in planks for skating floors, in statuettes for the mantel, in shavings
for juleps, or in solution for ice cream and general purposes. It
is a big thing! I inclose a thin slip as
a sample. Did you ever see such charming ice? _From Mr. Pike Wandel, of
New Orleans, to Mr. Jabez Hope, in Chicago, December 24, 1877._ Your
letter was so abominably defaced by blotting and blurring that it was
entirely illegible.
It must have come all the way by water. By the aid of chemicals
and photography, however, I have made it out. But you forgot to inclose
the sample
of ice. I have sold off everything (at an alarming sacrifice, I am sorry
to say) and inclose draft for net amount. Shall

begin to spar for orders at once. I trust everything to you--but, I say,
has anybody tried to grow ice in _this_ vicinity? There is Lake
Ponchartrain, you know. _From Mr. Jabez Hope, in Chicago, to

Mr. Pike Wandel, of New Orleans, February 27, 1878._ Wannie dear, it
would do you good to see our new warehouse
for the ice. Though made of boards, and run up rather
hastily, it is as pretty
as a picture, and cost a deal of money, though I pay no ground rent. It
is about as big as the Capitol at Washington. Do you think it ought to
have a steeple? I have it nearly filled--fifty

men cutting and storing, day and night--awful cold work! By the way, the
ice, whi

Devrimci Karargah'ta 13 tutuklama

Tutuklanma istemiyle Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine çıkarılan 15 kişi, mahkeme hakimi tarafından sorgulandı.

Mahkeme hakimi, sorgulanan 15 kişiden Sultan Seçik ile Özgür Aytekin'in serbest bırakılmasına karar verirken, 13 kişinin tutuklanmasına karar verdi.

Greater when Kolya announced that he had gunpowder too, an

's not it at all."... And all at once I knew what it was: it was

because I had beaten Afanasy the evening before! It all rose before
my mind, it all was as it were repeated over again; he stood before
me and I was beating him
straight on the face and he was holding his arms stiffly down, his
head erect, his
eyes fixed upon me as though on parade. He staggered
at every blow and
did not even dare to raise his hands to protect himself. That is what
a man has been brought to, and that was a man beating a fellow
creature! What a crime! It was as though a sharp dagger
had pierced me right through. I stood as if I were struck dumb, while
the sun was shining, the leaves were rejoicing and the birds were
trilling the praise
of God.... I hid my face in my hands, fell on my bed and broke into a
storm of tears. And then I remembered my brother
Markel and what he said on his death-bed to his servants: "My dear
ones, why do you wait on me, why do you love me, am I worth your
waiting on me?" "Yes, am I worth it?" flashed through my mind. "After
all what am I worth, that another man, a fellow creature, made in the
likeness and image of God, should serve me?" For the first time in my
life this question forced itself upon me.
He had said, "Mother

d not, with

He tears chased each other like rain down her cheeks. The solemnity
with which she insisted on gaining her

point staggered
Lamh Laudher not a little. "There must be something undher this," he
replied, "that makes you set your heart on it so much. Ellen, tell me
the truth; what is it?" "If I loved you less, John, an' my brother
too, I wouldn't care
so much about it. Remember that I'm a woman, an' on my knees before
you. A blow from you would make him take your life or mine, sooner
than that I should become your wife. You ought to know his temper."
"You know,
Ellen, I can't at heart refuse you any thing. I
will not strike your brother." "You promise, before God, that no
provocation will make you strike him."
"That's hard, Ellen; but--well, I do; before God, I won't--an' it's
fo

Türkiye'nin 'ortak vicdan' tecrübesi

Mazlum-Der işbirliği adına içine dahil olduğum ilk çaba. 1990'da kuruluşuna dahil olurken mazlumun ve zalimin kimliğini sormayacağımız düşüncesi cezbetmişti beni. Yönetiminde her zaman dindarlar bulunan ama sinesini herkese açmaya çalışmış bir insan hakları örgütü.

Doğu Konferansı inisiyatifi ise Mart 2003'te daha önce ortak bir çalışma için bir araya gelmesine alışık olmadığımız insanlar tarafından oluşturuldu. ABD'nin Irak'a vahşice saldırması vicdanları derinden sarsmış, farklılıklara hiç aldırmadan ortak bir kalp ve akılla yola çıkmanın bir yolunun bulunabileceğini bu acı olay bize göstermişti. İkinci hedef olarak ilan edilen Şam'a doğru yola çıkan yolcular, Üçüncü Dünyacı ya da Batı karşıtı olmayan, tahakküm edenlerin de tahakküm edilenler kadar tutsak olduğunu bilen, savunmacı dilden çok silkinen bir ruha ihtiyaç olduğunu düşünen insanlardı. Ortadoğu'da iyi bir başlangıçtı yapılan, hareket şimdi daha çok varlığını ve felsefesini Doğudan dergisi çevresinde sürdürüyor.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu da dünyanın sürüklendiği emperyalist şiddete karşı bir cevaptı. Haziran 2003'te tüm dünyada Howard Zinn, Tarık Ali gibi savaş karşıtı, antikapitalist aydınların işgale karşı yayınladıkları bir bildirinin Türkiye'de de imzaya açılmasıyla kuruldu. Küresel BAK bugüne kadar, Türkiye'nin NATO'dan çıkması, İncirlik Üssü'nün kapatılması, Irak ve Afganistan'daki işgallere son verilmesi, Filistin'in özgürleşmesi ve daha birçok başlıkta sayısız eyleme imza attı. İnsanlığın doğal kaynaklarının ve çevrenin korunması için de çaba harcayan, doğa için titizlik gösteren bir birliktelik. Dünyadaki savaş ve sömürü karşıtlarının önemli bir parçası, enternasyonalist bir hareket.

Genç Siviller 2006'da Kürt sorunuyla ilgili bir bildiri yayınlayarak farklı kesimlerden duyarlılık sahibi insanları, özellikle de gençleri bir araya getirdiler. İstanbul, Rize, Konya gibi farklı şehirlerde buluşmalar gerçekleştirdiler. Yeni yaratıcı muhalif bir söylem oluşturmak istiyor, mizahın gücünden çok iyi yararlanıyorlardı. "Genç siviller rahatsız" başlığı çok ses getirdi mesela. Kendilerini bu ülkenin hastanelerinde doğmuş, okullarında okumuş, kimseden ne çok ne de az herkes kadar bu ülkenin sahibi olan, şiddetle uzaktan yakından alakası olmayan, kimsenin üniformasını giymeyen, zihni bedeni esnek ve özgür olabilen, herkesin sadece kendi sorunları hakkında duyarlı ve herkesin sadece kendine demokrat olmasına itiraz eden kimseler olarak tanımlıyorlar. Vicdanlarının peşinden gidiyor, iktidar odaklı değil sivil toplum tabanlı siyasetin anlamlı olduğuna inanıyor, çok büyük hedeflerimiz yok diyorlardı ama soranlara ironiyle 'iktidara yürüyoruz' demekten de geri kalmıyorlardı doğrusu.

Yüzleşme Derneği'nin kuruluşu, Cafer Solgun ve arkadaşları tarafından Eylül 2007'de gerçekleştirildi. Geçmişimizle barışmak için çok önemli bir girişim oldu. Daha iyi bir gelecek için yola çıktılar. Kuruluş amaçlarını Goethe'den bir alıntıyla özetlediler: "Geçmişi anlamayanlar onu yeniden yaşamaya mahkum olurlar." Toplumların vicdanına seslenmek için ne yapmak gerekir, toplum vicdanı nasıl harekete geçirilir, Türkiye'de geçmiş neden bu kadar uzun sürüyor, neden geçmişimiz ebedi bir hapishaneye dönüşerek günümüzü ve geleceğimizi de tutsak etti sorularına cevap arıyorlardı. Gerçekten tüm kurum ve kurallarıyla işleyen, barış ve kardeşlik kültürüyle inşa edilmiş, önyargılardan, milliyetçi bağnazlıktan uzak tam demokratik bir toplum istiyor muyuz diyorlardı. Unutmak, yok saymak, tarihi gündelik çıkarlara ve küçük hesaplara göre kurgulamak, yeni çatışmalar düşmanlıklar yaratıyordu besbelli. Geçmişle yüzleşmek bizi korkutmamalı, yargılayan, mahkum eden, düşmanlaştıran bir süreç olmamalıydı. Amaçları rövanş almak, hesap sormak, kavgaya tutuşmak da değildi. Yüzleşmek bir tür tedavi, onarma ve telafi süreciydi. Kendimizle barışmak, geçmişi ve kendimizi sağlıklı bir şekilde algılamak ve anlamak için cesaret sahibi olmaktı. Bu durumda sadece devleti suçlamak, her şeyi devletten beklemek yerine iğneyi kendimize de batırmalıydık. Derneğin hedeflerinden biri de iade-i itibar idi. Hüseyin Avni Ulaş, İskilipli Atıf Hoca, Sabahattin Ali, gazeteci Musa Anter, Prens Sebahattin ve Çerkes Ethem gibi isimlerin hakikatine eğilmekti.

Henüz Özgür Olmadık bildirisi ise son yılların en dikkat çekici ve heyecan yaratan hareketi oldu. Üç başörtülü üniversite öğrencisi (Hilal Kaplan, Neslihan Akbulut, Havva Yılmaz) Şubat 2008'de bir gece vakti yazmışlardı. Üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakacak anayasa değişikliği maddesi Meclis'ten 411 oyla geçince sevinçten uçmak yerine, yaşlarından beklenmeyecek bir hüzün ve olgunlukla, başka acıları hatırlamışlardı. Neslihan imza için gece beni aradığında büyük bir yankı yapacağını, karşılık bulacağını, vicdanları sarsacağını hissetmiştim ama bu kadarına kim ihtimal verebilirdi ki.


"Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bize bir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir" diye başlıyorlardı söze. Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların, düşünceleri yüzünden yargılananların hakları iade edilmeden, sivil bir anayasa yapılmadan mutlu olmayacaklarını bildiriyorlardı. Peygamberimiz'in "Gökler ve yerler adaletle ayakta durur." sözleriyle bitiyordu bildiri.

Birbirimize Sahip Çıkıyoruz diyen kadınlar girdi hayatımıza sonra Eylül 2008'de. Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsünü serbest bırakan yasayı geri çevirmesinden ve çevreye psikolojik bir şiddet yayılmasından sonraydı sanırım. Ülkede belli bir kıvama gelen sahip çıkma duygusuyla, değişik mesleklerden, farklı üniversitelerdeki akademisyenlerden, sivil toplum örgütlerinden, sanat dallarından gelen kadınların dayanışmalarını ilan etmelerine gelmişti sıra. "Başörtülü ve başı açık kadınlar olarak birlikte kol kola yürüyemediğimiz kamusal alan bizim kamusal alanımız değildir" cümlesini kurmuşlardı en başta. "Hep birlikte özgür oluncaya kadar birbirimize sahip çıkacağız" başlığını taşıyordu ortak bildiri. "Kadın oldukları için, inandıkları gibi riyasız yaşamak istedikleri için, onlara yıllardır bu ırkçılığa varan ayrımcılığı yaşatanlar bilmeliler ki; farklı inanç, düşünce ve yaşam pratiğinden gelen kadınlar olarak biz onların yanındayız. Birimizin tutsak olduğu yerde hiçbirimiz özgür değiliz, birimizin mahrum olduğu yerde hiçbirimiz sahip olduklarımızla mutlu değiliz." diyorlardı.

Artık darbelere karşı örgütlenmenin zamanı gelmiş de geçiyordu bile. Darbelere Karşı Yetmiş Adım Koalisyonu (Darbelere Dur De) böyle bir ortamda gelişti ve çok geniş katılımlı mitinglere, yürüyüşlere imza attılar el ele verip. Bu yürüyüşlerde yan yana yürüyen insanların anlatılması ayrı bir yazı konusu.

Barış Meclisi'ni unutmamak lazım. Ocak 2007'de Türkiye Barışını Arıyor konferansıyla çalışmalara başladılar. Onlarca akil adam ülkenin barışına kafa yordu. Yüzlerce sayfalık metinler çıktı ortaya. Daha birçok tecrübeler yaşanıyor adını anamadığım.

Terörle Mücadele Kanunu Mağduru Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları grubunun oluşumu, Mehmet Atak ve Mehmet Ucum gibi insanların cansiperane gayretleri, bizleri bir araya getirmek için sarf ettikleri çaba, durmadan dağılan dikkatimizi konu üzerinde toplamak için gösterdikleri sabır, sarf ettikleri mesai, netice alınıncaya kadar yaptıkları fedakârlık ve izledikleri yöntemler kesinlikle bir tez konusu ve bir sivil toplum örgütlenmesi başarı hikâyesi.

Bu ülkede kardeşlerimiz, yakınlarımız öldürülüyor. Ölüm ortaklığından daha hakiki ne olabilir? Hiçbir ortak şeyi olmadığı sanılanların ortaklığı, hayata yeniden adalet suyu vermek söz konusu olduğunda nasıl da parıldayarak yükseliyor. İnsanlığın ortak vicdanı farklara bakmadan nasıl da bir iyilik salgınında buluşmak istiyor.

Hayrünnisa Gül, AKPM'de Konuşacak

AKPM sonbahar dönemi çalışmaları gündem taslağına göre, Hayrünnisa Gül, 7 Ekim Perşembe günü, "Hasta ve Engelli Çocukları Eğitiminin Güvence Altına Alınması" konulu raporun tartışılması sırasında, genel kurula hitap edecek.

Söz konusu raporu, AKPM üyesi, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili Lokman Ayva kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçmişte, AKPM'deki siyasi ve uzmanlık komisyonlarında aktif olarak görev almıştı. Gül, daha önce başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatlarıyla genel kurula hitap etmişti.

AKPM başkanlık görevi, AK Parti Antalya milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yürütülüyor.

Man, though he lives with the humbl

Ay venture. The well known Hebrew, Levi of Livorno, has left with me a
sack, containing the very sum of which there is question, and, under
the conditions named, I will convert it to my

uses, arid repay
the good jeweller his gold, with moneys of my own, at a later day." "I
thank thee for the fact, Hosea,"
said the other, partially removing his mask, but as instantly replacing
it. "It will greatly shorten our negotiations. Thou hast not that sack
of the Jew of Livorno beneath thy domino?" Hosea was speechless. The
removal of the mask had taught him two material facts. He had been

communicating his distrust of the Senate's
intentions, concerning Donna Violetta, to an unknown person, and,
possibly, to an agent of the police; and

he had just deprived himself of the only argument

he had ever found available, in refusing the attempts of Giacomo
Gradenigo to borrow, by admitting to that very individual that he had
in his
power the precise sum required. "I trust the face of an old customer
is not likely to defeat our bargain, Hosea?" demanded the profligate
heir of the senator, scarce con

Albay Temizöz sivil cezaevine konuldu

Edinilen bilgiye göre, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ, Tamer Atağ, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ, Adem Yakin ve Kukel Atağ ile birlikte Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu yargılanan Albay Cemal Temizöz, dün görülen 18. celsenin ardından Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevine nakledildi.

Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının mahkemeye gönderdiği yazıda, Temizöz'ün askerlikle bir ilişkisinin kalmadığı belirtilerek, şöyle denildi:

''Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının tutuklu sanık Cemal Temizöz'ün 30 Ağustos 2010 tarihinden geçerli olmak üzere kadrosuzluktan emekli edilmesi ve muvazzaf subay statüsünün sona ermesi nedeniyle askerlikle ilişkisi kalmadığı anlaşıldığından adı geçen tutuklunun 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 39. maddesi uyarına ilgi tutuklama müzekkeresinin infazının sağlanması için Diyarbakır Cezaevi Müdürlüğüne kapatılması hususunda 17 Eylül 2010 tarihli müzekkereleri okundu dosyasına konuldu.''

18 AYDIR CEZAEVİNDE

Diyarbakır'da 25 Mart 2009 tarihinde tutuklanan emekli Albay Temizöz, yaklaşık 18 aydan buyana 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Cezaevinde bulunuyordu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 104 sayfalık iddianamede, sanık Temizöz'ün 1993'te Cizre'de ''terörle mücadele ediliyor'' görüntüsü altında ''korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan bir grup oluşturduğu'', ''Söz konusu grubun, süreç içerisinde asli görevinden ayrılarak, terör örgütü PKK'ya yardım ettiğinin değerlendirildiği ya da özel sebeplerden dolayı gözaltına aldıkları kişileri sorguladığı'' ileri sürülen iddianamede, grubun sorgulanan bu kişilerden bir kısmını öldürdüğü öne sürülüyor. Temizöz hakkında 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

AA

Er awhile we'll both realize in wonderful ways what it means really to be

Y more. The thing that the town had done to Harboro
was like an open page to everybody. Indeed,

the people of Eagle Pass knew that Harboro
had been counted out of eligible circles considerably
before Harboro knew it himself. As for Sylvia, contentment overspread
her like incense. She was to have Harboro all to herself, and she was
not to be required
to run the gantlet of the town's
too-knowing eyes. She felt safe in that house on the Quemado Road, and
she hoped that she now
need not emerge from it until old menaces were passed, and people had
come and gone, and she could
begin a new chapter. She was somewhat annoyed by her father during
those days. He sent messages by
Antonia. Why didn't she come to see him? She was happy, yes. But could
she forget her old father? Was she that kind of a daughter? Such was
the substance

of the messages which reached her. She would not go to see him. She
could not bear to think of entering his house. Sh

Marmara Denizinde hamsi bereketi

Bandırma Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kocaman Balıkçılık İthalat ve İhracat Limited Şirketi'nin ortaklarından Osman Kocaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şu anda denizin veriminden mutlu olduklarını söyledi.

Kocaman, şunları kaydetti:

''Şu ana dek avlanan balıklar çok iri. Bölgemizde bu yıl, geçen yıla göre daha iyi bir sezon geçireceğimizi tahmin ediyorum. Sular soğudukça, hem palamut hem de hamsinin artacağını düşünüyorum. Geçen hafta fırtınalı havaların ardından Marmara Denizi'nde hamsi, bol çıkmaya başladı. Şu anda hem İstanbul Boğazı hem Karadeniz hem de Marmara Denizi'nde palamutçuluk başladı. Bu balıkların 3-5 gün içinde Bandırma Körfezi'ne girmesini bekliyoruz. Daha sonra balıkçılığımızın hız kazanacağını söyleyebilirim.''

Öte yandan, bu sabah Bandırma Balık Hali'ne gelen yaklaşık 3 bin kasa hamsinin kasası 15-20 lira, bin 500 çift palamutun ise çifti 12-18 liradan satıldı.

AA

w!" "Hullo,

Oard." "Thank ye, sir," said Ram, smiling.
"I say, Jemmy, she'd stand in the boat,
wouldn't she? Or would she pu

Evet diyenlere ağır hakaret

Gazetenin Almanya baskısında Ü.Şen rumuzu ile yayınlanan notta,referandumsonucuna gönderme yaparak, "Aziz Nesin hiç yanılmadı Evet: %60, Hayır: %40" ifadesi yer alıyor. Aziz Nesin, 1992 yılında verdiği bir röportajda "Türk halkının %60'ı aptaldır" demiş ve bu söz uzun yıllar tartışılmıştı.

the child. But Chita's

Y, one hideous interblending
of shoutings and shriekings ... A woman's hand was locked in his own
.. "Tighter," he muttered, "tighter still, darling! hold as long as
you can!" It was the tenth night
of August, eighteen hundred and fifty-six ... --"Cheri!" Again the
mysterious
whisper startled him to consciousness,--the dim knowledge of a room
filled with ruby colored light,--and the sharp odor of vinegar. The

house swung round slowly;--the crimson flame of the lamp lengthened
and broadened by turns;--then everything turned dizzily
fast,--whirled as if spinning in a vortex ... Nausea unutterable; and
a frightful anguish as of teeth devouring him within,--tearing more
and more furiously
at his breast. Then one atrocious wrenching, rending, burning,--and
the gush of blood burst from lips and nostrils in a smothering
deluge. Again the vision of lightnings,
the swaying, and the darkness of long ago. "Quick!--quick!--hold
fast to the table, Adele!--never let go!" ... ...
Up,--up,--up!--what! higher
yet? Up to the red sky! Red--black-red ...
heated iron when its vermilion dies. So, too, the frightful flood!
And noiseless.
Noiseless because heavy, clammy,--thick, warm, sickening--blood? Well
might the land quake for the weight of such a tide!--Why did Adele
speak
Spanish?
Who prayed for him? ... --"Alma de Cristo santisima santificame!
"Sangre de Cristo, embriagame! "O buen Jesus, oye me!" ... Out of the
darkness into--such
a light! An azure haze! Ah!--the de

Ergenekon'da flaş gelişme

Mehmet Haberal'ı tahliye etmeyen hakimlere tazminat davası açıldı.

Ayrıntıları takip ediyoruz

CHP'den bir afiş gafı daha

Sinema ve tiyatro sanatçısı Ferhan Şensoy’un başkanlığını yaptığı CHP Kocaeli İl Örgütü tarafından hazırlanan 8 sayfalık lüks baskı broşürde, AK Parti iktidarında özelletirilen kamu kurumlarını kimlere satıldığı anlatılıyor.

SEKA ARAZİSİNİN BULUNDUĞU YERLERE YUNAN BAYRAĞI

“AK Emlak’tan satılmış yüzlerce fabrika ve işletmelerimizden bazıları” diye sıralanan kurumlar arasındaki SEKA’yla ilgili olarak “Satıştan sonra SEKA Yunan’ın oldu” diye yazması Kocaeli'nde şoke etkisi yarattı. Türkiye haritası üzerinde SEKA işletmelerinin bulunduğu yerler SEKA amblemi ve Yunan bayrağıyla gösteriliyor.

İZMİT SEKA KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’İN

İzmit tesislerinin çalışanlarıyla birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesini ve bulunduğu arazinin bir kısmına Türkiye'de eşi benzeri olmayan devasa bir parkın yapılmasını görmezden gelen CHP'liler Kocaeli halkından tepki gördü. Kocaeli halkı, Yunanlılara satıldığı iddia edilen SEKA arazisi üzerinde yapılan SEKA Park’ın İzmit’in akciğeri, örnek gösterilen gezinti ve dinlenme alanı olarak kullanıldığını belirtiyorlar.

Broşürde Yunanlara satıldığı yazan, SEKA’nın Kastamonu İşletmesinin 9 milyon 100 bin a Mopak Kâğıt A.Ş’ye, Balıkesir İşletmesinin Albayraklar’a bir milyon 200 bin dolara satılmıştı.

TÜPRAŞ AMERİKA’NIN!

CHP Kocaeli İl Örgütü broşüründe, TÜPRAŞ işletmelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale, Batman illerine TÜPRAŞ amblemi ve TÜPRAŞ’ı satın alan ABD bayrağı işaretlenmiş. Ama TÜPRAŞ’ın yüzde 51 hissesi 2007’de 4 milyar 140 milyon dolara KOÇ Grubuna satıldı.

ŞEKER FABRİKASI İSRAİL’İN!

Mitingde dağıtılan broşüründeki asılsız iddialardan Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Çorum, Çarşamba ve Yozgat Şeker Fabrikaları da nasibini almış. Türkiye haritasındaki yerlerine şeker fabrikası amblemi ve İsrail bayrağının koyulduğu Şeker Fabrikaları, AK-Can Şeker Sanayi ve Ticaret AŞ’nin satılmıştı.

SİLAHLA ALAMADILAR PARAYLA ALDILAR

CHP Kocaeli İl Örgütünün hazırladığı broşürde; İstanbul, İzmir, Mersin, İskenderun, Samsun limanları dahil 13 limanın Yunanlılara satıldığı iddia ediliyor. Limanların bulunduğu yerler Yunan bayraklarıyla işaretlenirken, “Silahla alamadılar parayla aldılar” yazılmış. Broşürde ayrıca 24 Sümerbank fabrikasının İngilizlere, 20 PETKİM tesisi Amerikalılara, 26 yerdeki Tekel fabrikalarını ise İsrailliler satıldığı iddiası var.

40 yaş üstüne askerlik affı teklifi

Güner, teklifinin gerekçesinde, çeşitli nedenlerden zorunlu askerlik görevini yapamayan 40 yaş ve üstü binlerce vatandaşın büyük sorunlar yaşadığını kaydetti.

Her an askere götürülme endişesiyle yaşayan 40 yaş ve üstü vatandaşların gündelik hayatının sekteye uğradığını belirten Güner, 'Zorunlu askerlik görevini yapmakta olan 40 yaş ve üstü birçok vatandaşımız da firar suçundan askeri cezaevlerinde hüküm giymektedir. Bu kişilerin birçoğunun ailevi nedenlerin vermiş olduğu psikolojik baskı nedeniyle firar teşebbüsünde bulunduğu anlaşılmaktadır. Kışlada askerlik vazifesini yerine getiren 40 yaş ve üstü kişilerin, bakmakta yükümlü olduğu aile fertlerinin sayısı gözönünde bulundurulduğunda, bunların bir defaya mahsus olmak üzere affedilmesi, ailelerinin mağduriyetlerini giderecektir' dedi.

1111 sayılı Askerlik Kanununa geçici madde eklenmesini öngören teklif, bugüne kadar askerliğini yapamayan 40 yaş ve üstü vatandaşlar ile şu an zorunlu askerlik vazifesini yapan 40 yaş ve üstü kişiler, askeri cezaevlerinde bulunanlar, askeri suçlardan hüküm giymiş olanlar ve firari durumunda görünenleri de kapsıyor.

AA

AK Parti: 'Masraflar bizden'

AK Parti Medya ve Tanıtım Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, AK Parti'nin halk oylaması kampanyasının mali boyutlarıyla ilgili eleştirilerine cevap verildi. Açıklamada, AK Parti'nin halk oylaması kampanyasının mali boyutuna yönelik kafa karıştırıcı, itham edici, istifhamların yer aldığı ifade edildi. AK Parti kurulduğu günden beri, tüm gelir ve giderlerini yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yönettiği ve bunlarla ilgili detayları AK Parti'nin web sitesi aracılığıyla en şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaştığı kaydedildi.

AK Parti'nin gelirinin tamamına yakının hazineden aldığı yardımlardan oluştuğu ifade edilen açıklamaya şöyle devam edildi: "AK Parti, tüm afiş, broşür, kitap vb. dokümanlarla ilgili harcamalar ile; bilboard kiraları ve gazetelere verdiği tüm ilanların bedellerini kendi bütçesinden ödemekte ve bütün ayrıntılar faturalandırılmaktadır. Bu konuda hesabını veremeyeceğimiz, kaynağını gösteremeyeceğimiz bir harcama olmadığı gibi, bir soru işareti de mevcut değildir. Nitekim bu güne kadar yapılan tüm denetimlerden partimiz yüzünün akıyla çıkmıştır."

Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı olmak üzere bazı çevrelerin AK Parti'yi zan altında bırakacak beyanlarda bulunmalarının çamur atma siyasetinin bir başka tezahürü olduğuna işaret edilen açıklamada, "Şayet muhalefetin veya iddia sahibi bazı medya mensuplarının bildiği bir suistimal veya kaynağı belli olmayan bir harcama varsa ilgili kurumlara ellerindeki delillerle birlikte başvurabilir, şikayette bulunabilirler. AK Parti hükümeti, ülkeye ait bütçeyi nasıl ki en itinalı bir şekilde yerli yerinde kullanıyorsa, AK Parti yönetimi de kendi bütçesinde 'VET Prensipleri' dediğimiz, 'verimlilik', 'etkinlik' ve 'tutumluluğa' azami derecede özen göstermektedir. Finans yönetiminin, yönetim biliminin en önemli unsurlarından biri olduğunu iddia sahiplerine hatırlatırız." denildi.


cihan

Your wife photos attached

Your wife photos

Ali Suat Ertosun: O ses kaydı benim

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek, 30 Ağustos resepsiyonunda Hürriyet’e, “Toplantı aralarında yaptığımız konuşmalar bile dinleniyor” diyerek Kurul’un dinlendiğini iddia etti.
Bu iddia Hürriyet’te yer alırken, Kurul üyesi Ali Suat Ertosun’un, “Ortam dinlemesi”ne ilişkin ses kaydı internet sitesine düştü. Ertosun, “O kişilerle bir kez HSYK binasında ziyaretime geldiklerinde konuştum. Bu olay HSYK binasının dinlendiğini ortaya koyan somut bir belgedir” dedi.

Ertosun ile YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve yönetim kurulu üyesi Fetih Sayın arasında geçen konuşma dün bir internet sitesinde yayımlandı. Ertosun, Hürriyet’in sorusu üzerine konuşan kişinin kendisi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “YARSAV Başkanı ve üyeleri ziyaretime geldiklerinde mesleki sorunları konuştuk. Bu görüşme HSYK binasında gerçekleşti. Benim bir daha onlarla böyle bir konuşmam da olmadı. İşte bu olay da gösteriyor ki HSYK her zaman dinleniyor. Biz orada her türlü ve hepsi de birbirinden önemli konuları görüşüyoruz. Soruşturmalar, yetkilendirilecek arkadaşlar, atamalar ve kısaca yargıyı konuşuyoruz. Ancak bu konuşmalarımızın dinlendiği belgelendi. Kimbilir ellerinde daha hangi konularla ilgili konuşmalar var. Bu olayı yargıya intikal ettireceğim.”

HSYK binasının içeriden mi yoksa dışardan aletlerle mi dinlendiğini belirlemek için uzmanlarca araştırma yapılacak. (Hürriyet)

SES KAYDINDA NELER VAR?

HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı 'dailymotion.com' da yayınlandı. Kayda göre, Ertosun ve YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, yargıdaki atamaları konuşuyor.

Ertosun, "Yapabileceğimiz nelerse, bize getirebilirsiniz. Geçen sene Ömer Bey dosya getirmişti. Kararlarda büyük katkısı oldu. Biz buradan ayrılmadan, bunları gerçekleştirebiliriz." diyor. Görevden alınmak istenen savcıların sicillerinin de incelendiği anlaşılan konuşmada, "Dosyalara bakarsanız hakikaten fevkalade." cümlesi dikkat çekiyor.

Dün internet sitelerine düşen yeni bir ses kaydına göre eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun daha önce yargıdaki atamalarla ilgili Ali Suat Ertosun'dan istekleri bulunduğu iddia ediliyor. Kasetin devamındaki konuşmasında Ertosun olduğu iddia edilen kişi özel yetkili ağır ceza mahkemeleriyle ilgili geçmişteki sicillerini soruşturduğunu söylüyor. Ertosun, "Siz anlayamazsınız bunları. Dosyalara bakarsanız bunlar çok başarılı. Hakikaten fevkalade. Başsavcıların sicillerine baktık fevkalade. Ama dediğim gibi, biraz soruşturunca, aha işte..."

Daliymation.com'daki videoda yer alan ikinci kayıtta ise YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri ile HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun toplantı halinde deniliyor. İkinci ses kaydındaki kişilerin Ali Suat Ertosun, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Fetih Sayın olduğu ileri sürülüyor:

Ali Suat Ertosun: Şimdi arkadaşlar, geçen sene bizden Ömer Bey ile biz, bu konuları konuştuk. (Eminağaoğlu) Yani, yargıda yapabileceğimiz konular nelerse, bizlere bunları getirebilirsiniz. Geçen sene mesela biz 6-7 tane karar aldık. O kararlarda Ömer Bey'in ve YARSAV'ın çok büyük katkıları var. Bizim en büyük eksikliğimiz, bir altyapının olmaması. Biz ayrılmadan buradan, bunları gerçekleştirebiliriz.

Fiilen değil mi efendim?

ASE: Fiilen de olsa bunları gerçekleştirmemiz lazım. Ama bir yerden başlamak lazım. Yani bu o açıdan bizden talepleriniz olursa. Geçen sene Ömer Bey güzel bir dosya hazırlamış, getirmişti. Onların bazıları oldu. Yani, benim şimdi kafamda bazı şeyler var. Yani, akademide (Türkiye Adalet Akademisi) behemehâl etkili olmak lazım.

Kocasakal'ı askerler de seviyor

Videonun içerisindeki üçüncü kayıtta Hamdi Yaver Aktan olduğu iddia edilen kişi, Ergenekon sanıklarından Orgeneral Saldıray Berk'in avukatı olduğu ileri sürülen muhatabına, Galatasaray Üniversitesi hocası Doç. Dr. Ümit Kocasakal'ı öve öve bitiremiyor. Kocasakal'ı çok beğenmesinin sebebini ise 'miting konuşmacısı' gibi olması sebebine bağlıyor.

HYA: Bu İstanbul'daki Ümit Kocasakal. Yav o, konuşması da iyi ya, miting konuşmacısı. Halkın Kurtuluş'undan geliyor o. Cesaretli, çarpıcı lafları var. Polemiği de iyi yapıyor. O tür adam gerekiyor. Polemik. Yaa birkaç hoca daha var da şeye çıkmıyorlar. Ersan Şen biraz şey yapıyor (konuşuyor). Ama Ersen Şen'dense Ümit Kocasakal çok istikrarlı, çok cesaretli. Askerler de çok seviyor bildiğim kadarıyla.

Beşinci ve son kayıttaki kişinin yine Aktan olduğu ileri sürülüyor. Şahıs, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Osman Kaçmaz tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yargılanabileceğine dair verilen karar dosyasının temyiz incelemesini yapan 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker'e dediğini yaptırabilmek için büyük çaba sarf ediyor. Bu konuda üniversite hocalarından mütalaa istiyor ve aleyhte görüşe sahip hocaları ise susturuyor. Ses kaydına göre aradığı desteği Ümit Kocasakal'dan alıyor.

HYA: Bunu şimdi Ersan'a anlattık, Ersan pek yanaşmadı. Şimdi bizim görüşümüze geldi. Sadece, ben dedim, Ümit Kocasakal'a dedim hayır, Köksal hocaya söyledim, (Köksal Bayraktar) Köksal hoca "Hayır ben böyle hiç düşünmedim." dedi. O zaman hocam, hiç demeç verme, dedim. Nitekim 7-8 aydan bu yana bu konuda konuşmuyor. Ümit Kocasakal, ben mütalaa yazarım dedi. İstanbul'a gidince 15-20 sayfa bir mütalaa yaz bana getir, dedim. Onu da heyete vereyim. Kurulu da elimize geçirelim şöyle diye. Zaten genel kurula gelirse bu görüşü ileri süreceğim. (Zaman)

Türkiye vize kısıtlanmasında kaçıncı sırada?

Türk vatandaşları, dünyada 89 ülkeye vize almadan seyahat edebiliyor. Toplam 194 ülke vatandaşlarına uygulanan vize kısıtlamalarının araştırıldığı küresel endekste Türkiye 46'ıncı sırada yer aldı. Türkler, iki yıl önce sadece 75 ülkeye vizesiz girebiliyordu.

İngiliz Henley and Partners adlı uluslararası göç ve vatandaşlık kanunu uzmanlık firması tarafından hazırlanan Küresel Vize Kısıtlamaları 2010 endeksine göre 194 ülke arasından İngiltere ilk sırada yer aldı.

Uluslararası Hava Taşımacılık Derneği (IATA)'nin en son verilerine dayanarak hazırlanan endekse göre İngiliz vatandaşları dünyada 166 ülkeye vizesiz giriyor. Bu ülkeyi sırasıyla Danimarka (164), İsveç (163), Finlandiya ve Lüksemburg (162) ile Fransa, Almanya, İtalya ve Hollanda (161) takip ediyor.

Belçika, Japonya ve İspanya vatandaşları 160 ülkeye vize almadan seyahat edebilirken İrlanda, Norveç, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları 159, Avusturya ve Portekiz vatandaşları ise 158 ülkeye vizesiz gidebiliyor.

Endekse göre 89 ülkeye vizesiz seyahat eden ve 46'ıncı gelen Türk vatandaşları, St. Lucia ve Makedonya ile aynı sırada yer aldı. Bu üç ülkeyi Sırbistan, Güney Afrika ile St. Vincent ve Grenadines (88), Montenegro (86) ve Grenada ve Rus Federasyonu (83) takip etti.

ORTADOĞU ÜLKELERİ ALT SIRADA

Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin endekste alt sıralarda yer aldığı görüldü. En üstte yer alan Arap ülkesi 71 puan ile Kuveyt oldu. Bu ülkeyi Bahreyn (67), Katar (66), Birleşik Arap Emirlikleri (64), Umman (61), Suudi Arabistan (57), Mısır (43), Ürdün ve Suriye (39), Yemen (38), İran (34), Lübnan (32) ve Irak (27) takip etti.

Listenin en sonunda 26 ülke ile Afganistan geldi. Bu ülkeden hemen önce Irak (27), Sudan (30), Somali (31), Lübnan (32) ve Eritre (33) yer aldı.

Henley and Partners yetkilileri, 2006'dan bu yana yayınlanan vize kısıtlamaları küresel sıralamasının farklı ülkelerin vatandaşlarının uluslararası seyahat özgürlüğünü yansıttığını ve ülkelerin diğerlerine kıyasla statüsüne işaret ettiğini söyledi.

Your wife photos attached

Your wife photos

İTO Başkanı Yalçıntaş'tan koro sürprizi

Basın mensuplarına sürpriz yapan Yalçıntaş, oda çalışanlarının oluşturduğu koroya girerek nostaljik şarkılara eşlik etti.

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) ile birlikte düzenlenen iftar yemeğine İTİCÜ Mütevelli Heyet Başkanı Erhan Erken ile İTİCÜ Rektörü Prof. Dr. Sabri Orman da katıldı. İftarda, İstanbul Ticaret Odası Türk Sanat Musikisi Personel Korosu bir konser verdi. Başkan Murat Yalçıntaş da bir ara sahneye çıkarak koro üyelerinin söylediği şarkılara eşlik etti. İstanbul Ticaret Odası Türk Sanat Musikisi Personel Korosu nisan ayında kuruldu. 42 kişiden oluşan koro, çalışmalarını Şef Vedat Çetinkaya yönetiminde gerçekleştiriyor.

Topbaş: Hedef 635 km metro ağı

4. Levent-Darüşşafaka metro hattında incelemelerde bulunan Topbaş, gazetecilere yaptığı açıklamada, İstanbul'da ulaşım adına çok ciddi çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Görev yaptıkları dönemde 34 kilometre raylı sistemi bitirerek hizmete aldıklarını, şu anda 48 kilometrelik metro inşaatının da devam ettiğini vurgulayan Topbaş, ''Hedefimiz, 2023 yılında metro uzunluğunu 635 kilometreye çıkarmak'' dedi.

Topbaş, metro istasyonlarının kısa sürede tamamlandığını, nezih ve temiz istasyonlar ile ileri teknolojiyle geliştirilmiş vagonların İstanbul'a kazandırıldığını belirterek, Darüşşafaka istasyonunun açılışının önümüzdeki günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla yapılacağını aktardı.

Bu yıl sonunda Hacıosman istasyonunun çalışmalarının da tamamlanmasının beklendiğini ifade eden Topbaş, bu istasyonun 2011'in ilk aylarında yolcu ulaşımına açılacağını kaydetti.

Topbaş, Ulaştırma Bakanlığının büyükşehirlerdeki metro yatırımlarını üstlendiğini anımsatarak, kendilerinin de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yapılmasını istedikleri metro yatırımlarıyla ilgili müracaatlarını temmuz ayında Bakanlığa ulaştırdıklarını kaydetti.

Bunun dünyada da böyle olduğunu, metroları hükümetlerin yaptığını kaydeden Topbaş, bunu ''kıyak'' olarak görmenin İstanbullular'a haksızlık olduğunu söyledi.

Topbaş, bir gazetecinin, iftar yemeklerinde yapılan referandumla ilgili konuşmalara ilişkin görüşlerini sorması üzerine, ''Referandum, halkın geleceği adına karar vermesi anlamına gelen bir adımdır. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Burada herkes kanaatini söyleyebilir. Siyasi bir ortam değil, siyaset yapılmıyor. Bunu biz siyasi olarak değerlendirmemeliyiz. Kaldı ki burada çıkacak sonuçlar, hiçbir siyasi partinin hanesine yazmayacak. Hep bu söylenmekte ve doğrusu da budur'' diye konuştu.

Referandumun tarihi bir fırsat olduğunu vurgulayan Topbaş, ''Türkiye'nin önünün açılmasında, daha sivil bir anayasanın yapılmasıyla ilgili adım atmada ciddi bir fırsat veren önemli bir süreç. Bunu Türkiye'nin geleceği adına önemsiyorum. Halkımızın da bu şekilde değerlendireceğine inanıyorum. Bunu siyasi bir tavır olarak görmemek lazım'' dedi.

Metro istasyonlarında engelliler için yapılan düzenlemeleri de anlatan Topbaş, her istasyonda farklı bir temanın oluşturulduğuna ve istasyonlarda sanatçıların eserlerine yer verildiğine dikkati çekti.

Site Tanıtımlarım :)

Merhaba sevgili ziyaretci,öncelikle blogumuzu ziyaret ettiğin için sana minnetarız bunu anlatmak kelimelere sığmaz.Bu durumun dışında sizlere bu yazımızda son derece güzel üç blogdan bahsetmek istiyoruz.Konumuza ve blog tanıtımlarımıza şöyle başlayalım.

Birinci blogumuz thy ile ilgili olan thy bilet fiyatları blogu olacak thy bilet diyede adlandırabileceğimiz bu blog genellikle google aramalarında thy bilet fiyatları şeklinde çıkmaktadır.Bu sebeble bizde bu blog üzerinde çalışırken thy bilet fiyatları olarak çalıştık.

İkinci blog onur air bilet fiyatları blogumuz bu blog ise onur air ile ilgili olup onur air bilet kelimeside blogumuzda sık sık vurgulanmaktadır.Fakat bu blogumuzda da bizler onur air bilet fiyatları kelimesinin üzerinde duracağız bu sebeblede blogumuzu onur air bilet fiyatları şeklinde açmış bulunuyoruz.

Üçüncü ve son blogumuza geldiğimizde bu blogumuzu karizmatik hava şirketi olan atlas jet evet bu blogumuzda atlas jet bilet kelimeleride vurgulanmakta ancak asıl bizim için önemli olan kelime atlas jet bilet fiyatları kelimesi bunun dışında bu blogu zaten atlas jet bilet fiyatları olarak ve ağırlıklı açtık bu sebeblede ismi atlas jet bilet fiyatları oldu .

Bu yazımızı okuduğunuz için teşekkürler ederiz.

Emekli Koramiral adliyede

Emekli Koramiral Atilla Kıyat, İstanbul Adliyesi'ne geldi. Atilla Kıyat'ın, faili meçhul ölümlerle ilgili sözleri hakkında ifade vermek üzere, bu sabah adliyeye geldiği öğrenildi

Malatya sokakları gül suyu ile yıkandı

Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cadde ve sokakları her gün yıkadıklarını belirterek, temizliklerinde ayda bir kere de gül suyu kullandıklarını ifade etti.

Çakır, şunları kaydetti:

''İlimizin temizliği bizim için çok önemli. Günlük olarak temizlik çalışanlarımız tarafından cadde ve sokaklarımız yıkanır. Düzenli olarak da, ayda bir kez temizliklerimizde gül suyu kullanırız. Bugün yine cadde ve sokaklarımızı gül suyu ile yıkadık. Temziliğin Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Malatya ziyaretine denk gelmesi güzel oldu.

TC'nin İdeolojisi Devlet Sırrıdır

Kürt Sorunu Osmanlı'daki Batılılaşma/Tanzimat Süreciyle Başlamıştır

Birinci Oturumun birinci konuşmacısı olarak söz alan Av. Nesip Yıldırım konuşmasında Kürt sorununun tarihsel kökleri üzerinde durarak vakıaya ilişkin tespitlerde bulundu. Bu meyanda sorunun salt Cumhuriyet'in kuruluşuyla başlamadığını kaydeden Yıldırım, Tanzimat'la birlikte başlayan merkeziyetçi sürere dikkat çekerek "Osmanlı'da Tanzimat Fermanı'yla birlikte Kürtlerde isyanlar başlamıştır." dedi.

dowlandster4.medya15@blogger.com, dowlandster4.medya20@blogger.com, dowlandster4.medya50@blogger.com, resimlerster.bloghuzur1@blogger.com

DYP-SHP koalisyon hükümetinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı da yapan Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Genel Başkanı Ziya Halis, 12 Eylül'de yapılacak referandumda 'evet' diyeceklerini açıkladı. Halis, "Paket yetersiz ama12 EylülAnayasası'ndan bir arpa boyu bile ilerleme oluyorsa bunu desteklemeliyiz." dedi.

Alevi camiasının da önde gelen siyasetçilerinden olan Ziya Halis, anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini bir süre önce TBMM Başkanı M.Ali Şahin'e bir dosya halinde sundu. Halis, tercihlerinin sivil ve demokrat bir anayasa olduğunu söylüyor.AK Partive muhalefetin bir araya gelip çağdaş bir anayasada uzlaşamamasının yanlışlığına işaret eden Halis, "Bizi tatmin eden anayasa paketi ne yazık ki oluşturulamadı. Türkiye'de askeri, bürokratik ve yargı vesayetinin olmadığı, ceberut devlet anlayışının yaşanmadığı, inanç ve fikir özgürlüğüyle herkesin kardeşçe yaşayabileceği bir Türkiye'ye denk düşen anayasa olmalıydı." görüşlerini dile getirdi. EDP olarak tercihlerinin daha geniş kapsamlı bir anayasa paketi olduğunun altını çizen Ziya Halis, her şeye rağmen mevcut değişikliğe destek vereceklerini söyledi. Parti meclisini de bu gündemle toplantıya çağıracağını bildiren EDP Genel Başkanı, "Bu pakete 'evet' demek gerekir. Ancak, paketin eksikliğini de dile getireceğiz." diye konuştu.

Doğal gazda serbest piyasa için bir adım daha

EPDK tarafından hazırlanan, "Doğal Gaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği Değişikliği Taslağı", kamuoyunun ve sektörün görüşlerine açıldı.


Mevcut düzenlemede "birim doğal gaz alım fiyatı, birim hizmet ve amortisman bedelleri ve diğer faktörlerden" oluşan doğal gaz şirketlerinin uyguladığı perakende satış fiyatı, "birim doğal gaz alım fiyatı, sistem kullanım bedeli ve diğer faktörlerden oluşur" şeklinde yeniden düzenleniyor.

Buna göre, sistem kullanım bedeli, tüketicilerin sisteme getirdikleri yük ve maliyetler ile Kurul tarafından belirlenen tüketim kademeleri dikkate alınarak tespit edilecek.

Böylece, dağıtım şirketinden doğal gaz ve taşıma hizmeti alan serbest tüketicilere uygulanacak perakende satış fiyatı, Kurul tarafından onaylanan fiyatları geçmemek kaydıyla, ilgili taraflar arasında serbestçe belirlenecek. Dağıtım şirketinden yalnızca taşıma hizmeti alan serbest tüketicilere taşıma bedeli uygulanacak ve bu bedelin de Kurul tarafından onaylanan perakende satış fiyatının, birim doğal gaz alım fiyatı hariç kısmını geçmemek üzere, ilgili taraflar arasında serbestçe belirlenecek.

Düzenlemeyle getirilen yeni tarife yapısının, serbest tüketici limitindeki düşüşle birlikte, piyasanın talep tarafındaki serbestleşme sürecini kolaylaştıracağının düşünüldüğü belirtiliyor.

Düzenlemenin yapılmasının doğal gaz piyasasının daha sağlıklı bir şekilde işlemesi için gerekli olduğunu belirten bir EPDK yetkilisi, buna ilave olarak, devam etmekte olan tarife metodolojisi çalışmalarının sonuçlandırılması için bu hususun karara bağlanması ciddi bir önem taşıdığını da vurguladı.

Önce yediler sonra çaldılar

Tarım İl Müdürlüğü'nde işçi temsilcisi olarak çalışan Zehra Demir'in evine giren hırsızlar, odaların altını üstüne getirdi. Evin kapısını kırarak içeri giren hırsızlar, mutfakta kavunları yedikten sonra 4 bin TL değerinde ziynet eşyalarını çalıp kayıplara karıştı.

Kendisi işte iken polisler arayarak, 'Oturduğunuz yere gelin, eviniz soyuldu' ihbarı ile şok olduğunu açıklayan Zehra Demir, "Eve geldiğimde kapının kırıldığını ve her tarafın talan edildiğini gördüm. Beynimden vurulmuşa döndüm. Hırsızlar evde bulunan kavunu yedikten sonra fotoğraf makinesi, kamera ve 4 bin TL değerinde ziynet eşyalarını çalıp kayıplara karıştılar." dedi.

Hırsızlıktan sonra 2 gün kapısız uyuduğunu açıklayan Demir, "Olaydan sonra maddi ve manevi olarak yıprandım. Ama hala sağlığımın yerinde olması beni mutlu ediyor. Mala geldi cana gelmesin. Şükürler olsun. Hala gülebiliyorum." diye yaşadıklarını anlattı. Olayla ilgili emniyet ekiplerinin soruşturması sürüyor

MEB 49 kişiyi yurt dışına gönderiyor

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Esengül Civelek imzasıyla yayınlanan genelgede; 'Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, yurt dışında yetiştirilmek amacıyla 47, uluslar arası kuruluşlarda staj yaptırılmak üzere 2 kontenjanın Bakanlığa tahsis edildiği bildirildi. Başvuru ve sınavla ilgili her türlü bilgi ve duyuru http://www.meb.gov.tr ve http://hedb.meb.gov.tr adreslerinde yayınlanacak.

Başvuru şartlarını taşıyan ve sınava katılmak isteyen personelin başvuruları 19 Temmuz-6 Ağustos tarihleri arasında mesai saati bitimine kadar alınacak. Sınav başvuruları, http://www.meb.gov.tr adresi üzerinden bireysel olarak yapılacak. Sınavı kazanan adaylar, daha sonra belirtilecek tarihte belgelerin asıllarını veya tasdikli örneklerini Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı'na ulaştıracak.

Sınav, Eğitim Teknolojiler Genel Müdürlüğü'nce Ankara, İstanbul, İzmir, Erzurum, Diyarbakır, Samsun ve Adana illerinde 5 Eylül 2010 Pazartesi günü saat 10.00'da yapılacak. Sonuçlar, 20 Eylül'de açıklanacak. Adaylar, 50 TL sınav ücretini belirtilen banka şubelerine yatıracak.

Yurt dışı eğitimini tamamlayanlar, göreve başlamalarına müteakip gördüğü yurt dışı eğitiminin konusu ile ilgili alanda en az eğitim süresi kadar çalıştırılacak. Yurt dışına gönderilenler, yurt dışında kaldıkları sürenin iki katı kadar, kurumlarına mecburi hizmet görmekle yükümlü olacak.

AYM Redd-i hakim talebini reddetti

Mersin'den şahsi olarak Anayasa Mahkemesi'ne başvuran Gazeteci Yazar Abdullah Ayan'ın başvurusu kabul edilmedi. Anayasa Mahkemesi tarafından Ayan'ın başvurusuna verilen cevapta şöyle denildi: "Anayasa Mahkemesi Üyesi Fulya Kartarcıoğlu hakkında reddi hâkim talebini içeren aynı konudaki istemler, mahkememizin 01.07.2010 günlü, E.2010/4 (Değişik İşler), K.2010/4 sayılı kararı gereğince reddedildiğinden, ilgi dilekçeniz hakkında yeniden karar verilmesine gerek görülmemiştir."

Kartarcıoğlu'nun, anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nde devam eden dava hakkında eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ile telefon görüşmeleri yaptığı ortaya çıkmıştı. Kantarcıoğlu'nu tarafsızlığını kaybettiği, ihsası rey anlamına gelen konuşmalar yaptığı belirtilerek birçok kurum ve vatandaşlar Anayasa Mahkemesi'ne reddi hakim talebinde bulunmuştu.

Sağlığa ayrılan bütçeyi 6 kat arttırdık

Bir dizi incelemelerde bulunmak ve açılışlara katılmak için Erzincan'da bulunan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, ilin ilk özel hastanesinin açılışını yaptı. Açılışa Erzincan Valisi Abdülkadir Demir, Erzincan AK Parti Milletvekili Sebahattin Karakelle, PTT Genel Müdürü Osman Tural ve davetliler de katıldı.

Hastane açılışında bir konuşma yapan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, iktidara geldikleri günden bu yana sağlık alanında 6 kat bir büyüme yaşandığını söyledi.

Bakan Yıldırım, açılışta yaptığı konuşmada, iktidara geldiklerinde Sağlık Bakanlığı'nın bütçesinin 3 milyar TL olduğunu, bugün ise 18 Milyar TL'ye yükseldiğini kaydetti.

Türkiye'nin milli gelirinin 3 kat artmasına rağmen sağlığa ayrılan bütçenin 6 kat arttığına dikkat çeken Yıldırım, şöyle devam etti: "Ambulans sayısı sadece 600 iken şuan da 2 bin 500 ambulansa sahibiz. Türkiye'nin her yerinde ambulans var. 112 Acil İstasyon sayısını 480'den bin 460'a çıkartmışız. Doğuda yolları kapanan köylerde doğum yapacak kadınlarımız şehre getirilemezdi. Bin bir güçlük çekilirdi. Kızaklar üzerinde çekilip doğum için yetiştirilmeye hastaneye çalışılırdı. Kar ambulansı ile artık bu devirler sona erdi. Sağlık Bakanlığı'nın 132 adet kar ambulansı var. Deniz ambulansı hiç yoktu. Şuan da 4 deniz ambulansı var. 17 ambulans helikopterimiz, 2 adette ambulans uçağımız var. Artık vatandaş nerede olursa olsun acil bir durum da en yakın ambulans helikopteri arayıp hizmet alabilir." dedi.

Yapılan konuşmaların ardından özel hastanenin açılışı yapıldı. Kurdele kesiminden önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'a hastane sahipleri tarafından Erzincan işi bakır tepsi hediye edildi.

Açılışın ardından hastaneyi gezen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, hastalarla bir süre sohbet etti.

Gediktepe baskını öncesinde Heronlar sınırdaydı iddiası

Heronlar, saldırı öncesinde sınırdaki Gedikli'nin üstünden de arazideki hareketliliğin kaydını aldı. Star Gazetesi'nin haberine göre, Gediktepe baskını sırasında Heronlar bölgeyi kapsayan coğrafyada saatler boyu uçuş yaptı. Genelkurmay, baskının yapılış saatini 02.00 olarak açıklamıştı. Bu saatten önce Heronların, Irak sınırının sıfır noktalarında uçuş gerçekleştirdiği öne sürülüyor.

Haberde şu ifadelere yer verildi: "PKK'nın Şemdinli Gediktepe Sınır Bölüğü'ne gerçekleştirdiği baskınla ilgili şüpheler derinleşiyor. Çok sayıda şehit verilen Gediktepe Baskını öncesi bölgedeki PKK'lıların sayıları dahil önemli bilgilerin MİT, Emniyet ve 2. Ordu Komutanlığı tarafından rapor edildiğinin ortaya çıkmasından sonra gözler neden önlem alınmadığına çevrildi. Ancak katır sırtında taşınabilen Doçkaların, Gediktepe'ye atış mesafesi kadar yaklaştırılabilmesi ve kurulabilmesinde istihbarat zafiyeti olup olmadığı tartışılırken hem Genelkurmay kaynakları hem de Amerikalı yetkililer istihbarat zaafı olmadığını bildirdiler. Edinilen bilgilere göre gece 02.00'de gerçekleşen saldırının öncesinde Heronlar, bölgede uzun uçuşlar gerçekleştirdi. 18 Haziran günü 21.20-22.00 arasında bölgeye çok yakın olan Hakkari-Dağlıca-Yeşiltaş bölgesinden Heron verileri elde edildi. Saldırının gerçekleştiği saatleri kapsayan sırada ise 22.00'den ertesi gün 03.00'e kadar Avasin-Basyan bölgesinde 5 saat uçuş gerçekleştirildi. Daha sonra Heron, 03.00'ten 03.40'a kadar Aktütün-Beyyurdu-Öveç arasındaki geniş bölgeyi taradı."

Afganistan'da 4 NATO askeri öldü

NATO'da yapılan açıklamada, dün meydana gelen olayda askerlerin araçlarının bir kaza sonucu devrilmesi nedeniyle öldüğü belirtildi, ancak konu hakkında daha ayrıntılı bilgi verilmedi.

ABD askeri sözcüsü Albay Wayne Shanks yaptığı açıklamada, kazada ölenler arasında Amerikan askeri bulunmadığını söyledi.

Afganistan'da görev yapan NATO yönetimindeki uluslararası güç için en kanlı ay olan Haziran ayında, son ölümlerle birlikte bu güce mensup en az 80 asker hayatını kaybetti.

Saudabayev, Aşkabat'ı ziyaret edecek

Saudabayev'in Aşkabat temasları 23-24 Haziran günlerinde gerçekleşecek. Kazak basınında yer alan habere göre, Saudabayev Aşkabat temasları çerçevesinde Türkmenistan'ın ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Silahsızlanma Konferansı'na da katılacak.

Kazakistan Dışişleri Bakanlığı'dan Askar Abdurahmanov Astana'da basına yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Saudabayev'in Aşkabat ziyareti kapsamında, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov tarafından da kabul edileceğini aktardı. Saudabayev ayrıca Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanı Yardımcısı Raşid Meredov ve Meclis Başkanı Akca Nurberdiyeva ile de bir araya gelecek.

Ziyaretinin ikinci gününde AGİT Dönem Başkanı Saudabayev'in "Orta Asya ve Hazar Havzasında Silahsızlanma" konulu uluslararası konferansta konuşma yapacağı ifade edildi.

İsrail'den bir ikiyüzlülük daha

İsrail hükümeti, özellikle Doğu Kudüs'te Filistinlilerin yerlerinden edilmesi, evlerinin yıkılması ve diğer hak ihlalleri nedeniyle artan gösteriler üzerine, Kudüs'te yaşayan Filistinlilere daha sert yaptırımlar hazırlığında.
İsrail ve Filistin basınında yer alan haberlere göre, İsrail, çocukları bu tür eylemlere katılan ailelerin, Kudüs'teki ikamet hakları ile diğer ekonomik ve sosyal haklarından mahrum bırakılmasına yönelik önlemlere başvuracak.

İsrail'de bakanlık ve emniyet güçlerine, ilgili devlet dairelerine, özellikle İçişleri Bakanlığı'na bağlı sosyal güvenlik kurumlarına bu yönde direktifler verildiği kaydediliyor.

BDP, Silopi'deki müdahaleyi AİHM'e götürüyor

Kaplan, TBMM'e düzenlediği basın toplantısında, izinsiz gösteriye polisin müdahalesiyle olağanüstü hal koşulları yaratılmak istendiğini öne sürdü. ''Burada yasadışı bir gösteri dağıtmak gibi bir niyet söz konusu olsa öncelikle güvenlik görevlileri bizimle görüşürlerdi'' diyen Kaplan, şöyle konuştu:

''Ne yazık ki bunun böyle olmadığı çok açık. Biz bu saldırıya uğradıktan sonra TBMM Başkanı aramadı bizi. Milletvekilleri saldırıya uğrarken resmi bir açıklama yapma gereğini dahi duymadı. İçişleri Bakanı aramadı, açıklama yapmadı, idari soruşturma başlatmadı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı aramadı, herhangi bir açıklama yapmadı. Adalet Bakanı aramadı, herhangi bir işlem yapmadı.''
 

Türk'e saldırı iddianamesi kabul edildi

Edinilen bilgiye göre, Muş'un Bulanık ilçesindeki olaylarda 2 kişinin ölmesiyle ilgili Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ardından adliye çıkışı Ahmet Türk'ün yumruklu saldırıya uğramasıyla ilgili iddianame, Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Dosyanın incelenmesinin ardından iddianameyi kabul eden mahkeme, ilk duruşmanın da 18 Haziranda yapılmasına karar verdi.

Haberin Devamı >>>

Meclis, tatile kadar yoğun çalışacak

Edinilen bilgiye göre, AK Parti Grubu, Meclis tatile girinceye kadar çıkarılması gereken yasa tasarısı ve tekliflerini belirledi. 1 Temmuz'a kadar görüşülmesi düşünülen tasarı ve tekliflerin 10'u, uluslararası sözleşmelerle ilgili düzenlemelerden oluşuyor.

Meclise bugün sevkedilen "Mali Kural"ın yanı sıra, halen Bakanlar Kurulunda imzada bulunan Rusya ile imzalanan enerji anlaşması, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören düzenlemelerin de yasalaşması hedefleniyor.

Haberin Devamı >>>

Alaca'da kitap fuarı açıldı

1. Alaca Bahar ve Kültür Şenlikleri kapsamında "Türkiye okuyor Alaca destekliyor" sloganıyla gerçekleştirilen Kitap Fuarı, düzenlenen törenle açıldı. Törene Alaca Kaymakamı Şahin Arsal, Belediye Başkanı Muhammet Esat Eyvaz, İl Milli Eğitim Müdürü Aytekin Girgin, Alaca Milli Eğitim Müdürü Selçuk Güneş ile çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışın ardından davetliler fuarı gezerek, stantları inceledi. Alacalıların kitaba doyacağı fuarda okur-yazar buluşmaları, söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk programları gibi etkinlikler düzenlenecek.

Haberin Devamı >>>

Keneden bir ölüm daha...

Gemerek'te geçen hafta kendisini ısıran keneyi çekip atan Başel, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Durumu ağırlaşan Başel, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Araştırma ve Eğitim Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırılırken kurtarılamadı. Başel'in cenazesi, Gemerek'de toprağa verildi.

Haberin Devamı >>>

Sırp Komutan kadınlara yapılanları yazmış

Sırbistan, 5 gün önce halen savaş suçlusu olarak aranan Ratko Mladiç'in eşinin evinde ele geçirilen günlükleri, eski Yugoslavya'da işlenen savaş suçları için Lahey'de kurulan uluslararası mahkemeye teslim etmişti.

Bosna-Hersek'in önemli gazetelerinden Dnevni Avaz'da günlüklerin içeriğiyle ilgili haber yer aldı. Haberde, günlüklerin Lahey'deki mahkemeye teslim edilmeden önce fotokopisinin çekildiği ve bunların Belgrad'da yasal olmayan şekilde satışının yapıldığı belirtildi.

Haberin Devamı >>>

Özyürek gazetecilerle görüştü

Özyürek, CHP Genel Merkezindeki makamında düzenlenen toplantıda, son günlerde parti içinde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mustafa Özyürek, toplantıda eski genel başkan Deniz Baykal'ın, "kendisine düzenlenen komplonun ardından partiden istifa etmesinin üzücü olduğunu" dile getirdi.

Haberin Devamı >>>